D. Mehmet Doğan Kütüphanesi'nde düzenlenen programın sunumunu Hüzeyme Yeşim Koçak yaparken, Dr. Metin Kayahan Özgül ve Doç. Dr. Canan Olpak Koç konuşmacı olarak yer aldı. Programda dünya edebiyatında Türk imajının tarihi kökleri, coğrafi şartlar, edebi eserlerdeki yansımaları ve öteki kavramı kapsamlı bir şekilde ele alındı.

COĞRAFİ ŞARTLAR VE TARİHSEL TÜRK ALGISI

Programın ilk bölümünde söz alan Dr. Metin Kayahan Özgül, Türk algısının tarihi kökenlerine ve coğrafi etkenlere dair değerlendirmelerde bulundu. Türk kavimlerinin tarih sahnesine çıkışından itibaren karşılaşılan intibahın her zaman memnuniyet verici olmadığını belirten Özgül, batı dillerindeki bazı deyimlere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

"Türk gibi kuvvetli deyince seviniyoruz mesela ama Türk gibi öfkeli diye bir deyim de var mesela batı dillerinde. Ondan da çok hazzetmiyoruz. Hani böyle söz anlamayan ve hemen hemen kabarıveren insanlara Türk sıfatını yakıştırmaya devam ediyorlar batıda. O da enteresan."

Coğrafi şartların medeniyet üretimi üzerindeki etkilerine değinen Özgül, kuzey iklimlerinden güneye doğru gerçekleşen göçlerin ve mücadelelerin dünya tarihini şekillendirdiğini belirterek, "Kuzey yarımküre için tehlike hep kuzeyden gelir. İngilizler için Vikingler, Osmanlı için Ruslar, Çin için Türkler kuzeyden inen tehlikedir. Türk de ne bileyim Kuzey Afrika için ya da Hicaz toprağı için aynı ölçüde tehlikedir. O yüzden yani size birileri oradan Etrâk-ı bî-idrâk falan gibi laflar ettiğinde çok da alınmamanız gerekiyor. Çünkü adam sizi kuzeyden inen musibet diye görüyor ya da Anadolu medeniyetleri üzerine kuzeyden inen musibet iyi onlardı" dedi.

Avrupa edebiyatındaki düşmanlık ve merak ilişkisine de değinen Özgül, batılı milletlerin tehlike olarak gördükleri yapıyı yakından tanımak adına oryantalist bir perspektif geliştirdiklerini vurgulayarak, "Bizde tam tersidir. Bir milletle aramız hoş değilse ona sırtımızı döneriz. Hiç merak etmeyiz onu. Küsmüşüz çünkü o. Ama Batı onu yapmaz. Tam tersini yapar. Kimi düşman bellediyse en iyi onu tanır. Dilini öğrenir. Stratejisini öğrenir. Askeriyesini öğrenir. Coğrafyasını öğrenir. Seyyahlar yollar. Casuslar yollar, misyonerler yollar. Onların her birinden rapor gelir. Oryantalizm keyiften doğmadı batıda" değerlendirmesinde bulundu.

DÜNYA EDEBİYATINDA TÜRK İMAJI VE ÖTEKİ KAVRAMI

Doç. Dr. Canan Olpak Koç ise dünya edebiyatında Türk imajının inşasını "ben ve öteki" sosyolojik olgusu üzerinden değerlendirdi. Tarih boyunca milletlerin kendilerini tanımlarken başkalarını öteki olarak konumlandırdığını belirten Koç, dünya edebiyatında Türk imajının evrildiği süreçleri şu sözlerle anlattı:

"Dünya edebiyatı gibi genel bir terim kullandığımızda da doğu ve batı diye belki yine ayırma lüzumu hissediyoruz. Çünkü doğuyla ilişkimiz, batıyla ilişkimiz farklı olmuş. Osmanlı'nın da şu an Türkiye'nin de belki biraz içinde bulunduğu zor durum, handikap bunu gerektiriyor. Sınırda olmamız, doğuyla batıyla bu kadar ortada, sınırda yer almamız bizim, iki taraftan da farklı algılanmamıza, farklı tehdit unsuru olarak görülmemize neden olmuş."

Dünya edebiyatında Türklerin ilk olarak korku unsuru ve tehdit olarak yer aldığını ifade eden Koç, Dante'nin İlahi Komedya'sından Shakespeare'in eserlerine kadar pek çok metinde bu algının işlendiğini belirterek şunları kaydetti:

"Atilla dünyanın korktuğu bir isim haline geliyor çok kısa bir süre içerisinde. Tabii ki Dante İlahi Komedya'sında daha 14. yüzyılda Atilla'dan bahsediyor. Bahsediyor ama iyi mi bahsediyor? Elbette ki çok iyi bahsetmiyor. Çünkü İlahi Komedya'da cehennemin yedinci çemberi denilen bir yer var. Atilla'yı Büyük İskender'le beraber oraya atıyor. Shakespeare'in Otello oyununda da benzer şekilde Türklerin Kıbrıs'ı alacağı söyleniyor. Bütün metin boyunca öyle bir savunu yapılıyor ki sanki böyle Kıbrıs'ın savunulması değil de Türklere karşı mücadele anlatılıyor gibi. Büyük bir kin ve nefret var."

Osmanlı İmparatorluğu'nun güçlü olduğu dönemlerde korkuyla karışık bir imaj üretilirken, imparatorluğun zayıflama sürecinde daha çok egzotizm, hafifçe alaya alma ve duyum edebiyatı üzerinden eserler kaleme alındığını belirten Koç, imaj çalışmalarının edebiyat yoluyla nesiller boyu aktarıldığına dikkat çekti.

TÜRK İMAJI VE KİMLİK İNŞASI ÜZERİNE BİR YÜZLEŞME

Doç. Dr. Canan Olpak Koç, konuşmasında tarihsel süreçte Türk imajının değişimini ve bu imajın günümüzdeki yansımalarını değerlendirdi. Türk imajının korku ve egzotizm çerçevesinde olumsuz bir şekilde kurgulandığına dikkat çeken Koç, bu durumla yüzleşmenin ve kimlik inşası sürecinde bilinçli bir duruş sergilemenin önemini vurguladı.

"Bugün kendi politikamızı oluştururken bile veya eğitim sistemimizle ilgili politikaları oluştururken bile kim olduğumuzu yeniden tanımlayarak oluşturmamız gerekiyor. Dolayısıyla bunları konuşmalı, yüzleşmeli ve paylaşmalıyız. 2019 ya da 2020 yılındaydı, Avrupa Şampiyonasına katılmak için Türkiye İzlanda'ya gitmişti. İzlanda'da Türk futbolcularından birine mikrofon yerine tuvalet fırçası uzatılmıştı. Bu neredeyse diplomatik krize sebep olmuştu. Çünkü bu bize bilinçaltında yer eden o olumsuz Türk imajının hala devam ettiğini gösterir ve bizim de buna gereken önlemleri almamız gerektiği şeklinde bir sonuç çıkar diye düşünüyorum. Amin Maalouf, kitabının bir yerinde ‘…haklı olanların öfkesiyle…’ diye bir cümle kurar. Bence bütün bu edindiğimiz izlenimlerden, bilgilerden yola çıkarak biz de haklı olanların öfkesiyle hareket ederek kendi imajımızı doğru yansıtacak sanatta, edebiyatta, siyasette ne olursa doğru yansıtacak isim ve eserler üzerinde çalışmalı ve yansıtmalıyız."

Soru-cevap bölümünün de ardından programın sonunda konuşmacılara katılım beratı ile TYB Konya Şubesi yayınlarından oluşan kitap setleri TYB Konya Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu, Konya Barosu Eski Başkanı Hasip Şenalp, Prof. Dr. Kemal Kahramanoğlu, Prof. Dr. Murat Ak, Prof. Dr. Nazmi Zengin ve Prof. Dr. Kâmil Uğurlu tarafından takdim edildi ve hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.