Sobe İnclusıon Projesi NEÜ’de Tanıtıldı
Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim (SOBE) Vakfı tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği (AB)
Erasmus+ programı kapsamında desteklenen “INCLUSION: Kültürel Miras İçin Kapsayıcı
Dijital Hikâye Anlatıcılığı” projesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ)’nde düzenlenen
özel bir oturumla üniversite öğrencilerine tanıtıldı.
SOBE Vakfı’nın yanı sıra Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Anadolu Üniversitesi,
Artifactory (Yunanistan), Balkan Museum Network (Bosna-Hersek) ve SEALS (Hollanda)
ortaklığında gerçekleştirilen ve başarıyla tamamlanan proje kapsamında düzenlenen
etkinlikte; SOBE Vakfı Proje Yürütücüsü Dr. Ümit Savaş Taşkesen ile Proje Koordinatörü
Şerife İlkaya, projenin geliştirilme sürecini ve özel gereksinimli bireylerin dünyasına
kazandırdığı değerleri öğrencilerle paylaştı.
“INCLUSION Projesi, Akademik Dünyanın Genç Ve Dinamik Kitlesiyle Buluştu”
Özel gereksinimli bireylerin toplumsal yaşama katılımı ve kültürel mirasa erişimi konusunda
önemli bir adım olarak değerlendirilen INCLUSION projesi, akademik dünyanın genç ve
dinamik kitlesiyle buluştu. Necmettin Erbakan Üniversitesi öğrencilerine yönelik
gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısında; projenin ortaya çıkış sürecinden dijital
hikayelerin hazırlanmasına kadar pek çok aşama detaylı şekilde ele alındı.
Erasmus+ programı kapsamında yürütülen proje; müzeler ve ören yerleri gibi kültürel miras
alanlarının özel gereksinimli bireyler için daha anlaşılır ve erişilebilir hale getirilmesini
amaçlıyor. Proje çerçevesinde Konya’nın önemli kültürel miras noktalarından Çatalhöyük ve
Konya Arkeoloji Müzesi’nde otizmli bireyler ve aileleriyle gerçekleştirilen saha çalışmaları,
üniversite öğrencilerinin en çok ilgi gösterdiği bölümler arasında yer aldı.
“Sadece Bir Proje Değil, Bir Politika Önerisi geliştirdik”
Etkinlikte konuşan Proje Yürütücüsü Dr. Ümit Savaş Taşkesen, projenin akademik ve
toplumsal çıktılarının önemine dikkat çekerek, “INCLUSION projesiyle yalnızca bir eğitim
materyali üretmedik; aynı zamanda özel gereksinimli bireylerin kültürel haklarını savunan bir
politika önerisi geliştirdik. Farklı disiplinlerden gelen uluslararası ortaklığımız sayesinde
müze pedagojisi ile özel eğitimi dijital dünyada bir araya getirerek kapsayıcı dijital hikayeler
oluşturduk. Üniversite gençliğinin bu kapsayıcılık vizyonunu sahiplenmesi, gelecekte tüm
müzelerin herkes için erişilebilir ve anlaşılabilir hale gelmesi açısından son derece
kıymetlidir” dedi.
Dr. Ümit Savaş Taşkesen, projenin tamamlanmasıyla birlikte hazırlanan dijital hikaye ve
eğitim materyallerinin yakın zamanda geniş kitlelerin kullanımına açılacağını belirtti. Bu
çalışmaların, kültür ve eğitim alanında “kapsayıcı içerik üreticiliği” gibi yeni mesleki
alanların oluşmasına katkı sağlayabileceğini ve müzelerin toplumsal rolünü daha da
güçlendireceğini vurguladı.
“Hikayelerimizi Onların Gözüyle Yeniden Yazdık”
Projenin saha çalışmalarına ilişkin deneyimlerini paylaşan Proje Koordinatörü Şerife İlkaya
ise kapsayıcılığın insani boyutuna dikkat çekerek, “Saha çalışmalarımızda otizmli bireylerin
ve ailelerinin müze deneyimlerini yakından gözlemledik. İlgi alanları, davranışları ve
merakları doğrultusunda onların bilişsel ve duyusal ihtiyaçlarını merkeze aldık.
Hikayelerimizi de bu doğrultuda yeniden şekillendirdik. Bizim için en büyük başarı, bir
çocuğun dijital bir hikâye aracılığıyla binlerce yıl öncesinin kültürüyle bağ kurabilmesidir.
Kapsayıcılık bir lütuf değil, bir sorumluluktur” ifadelerini kullandı.



