DİL, ZAMAN VE İNSAN İLİŞKİSİ
Dilin zamanla olan ilişkisini ve insanın kendi çağına bakışını değerlendiren Dr. Olcay Kocatürk, "Klasik şiirimiz hala yaşayan canlı haliyle bütün zamanların dili olmak bakımından bu zamanın da dilidir. Eğer bu içinde bulunduğumuz zaman herhangi bir zamanın dili olamadıysa hiçbir zamanın dili olamamıştır. Bütün zamanların dili olan şiir kendi zaman karakterini kazanamamış olan bugünkü şiirin ve dilin üstündedir, önündedir. Bugüne daha fazla aittir" değerlendirmesinde bulundu.
ŞİİRİN DİLİ VE ÖZGÜNLÜK ARAYIŞI
Şiir dilinin muhakemeyi tatmin etmekten ziyade onu dönüştüren bir yapısı olduğunu vurgulayan Dr. Olcay Kocatürk, "Şiir muhakemeyi tatmin değil altüst eder. Şiiri duyduğumuzda hemen anlaşılabilecek bir şeyle muhatap olmadığımızı hissederiz. Bir tersine bir şey var burada. Sanki ön kabullerimizi hemen dağıtmaya yönelik bir girişim, bir hamle oldu sanki. Şiir, kelimeleri ait olduğu yerden çok daha geniş bir alana taşımak demektir. Klasik şiirimiz adeta bununla kurulan bir dünya gibi. Sistematiği böyle işliyor" dedi.
İNSANIN KENDİNE YABANCILAŞMASI VE ŞİİRİN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ
Dr. Olcay Kocatürk, modern insanın içinde bulunduğu manevi boşluğun ve bu durumun farkında olmamasının yarattığı tehlikelere dikkat çekerek, toplumsal bir uyanış için şiirin bir dil ve çözüm aracı olarak kullanılabileceğini şu sözlerle detaylandırdı:
"Belki en büyük mahrumiyet, insanın içinde bulunduğu mahrumiyetin farkında olmama hâlidir. Yani ne kadar büyük bir mahrumiyet içinde olduğunu bilmekten mahrum olduğu yerdir insanın galiba. Çünkü orada ilaçlar da kâr etmeyecek; ortada bir hasta ve dolayısıyla bir mahrumiyet yok. Şimdi böyle bir durumdaki insana, insanlığa ne yapılabilir? Bugün insanlığa veya aynada kendimize 'Sen hastasın, farkında değilsin; dışarıdan görünüş yerli yerinde duruyor ama içerisi kaynıyor, büyük sıkıntılar dönüyor' diye haykırmak istiyoruz. Çünkü nereye bu gidiş, sorusunun muhatabı olabilecek bir görünüm arz ediyoruz topluca."
Toplumun bu duruma vereceği olası tepkileri ve tedavinin önündeki en büyük engelin yine bu inkâr hâli olduğunu belirten Kocatürk, klasik şiirin bu noktada sarsıcı bir işlev üstlendiğini şu ifadelerle belirtti:
"Ama bunu söylesek kaç insan kabul edecek? 'Delirdik hepimiz, farkında mısınız?' desek, 'Asıl sen delirdin, nereden çıktı şimdi bu?' diyecekler. Tedavinin önünde bundan daha büyük bir engel olabilir mi? Tehlikenin farkında olmama hâli, tehlikelerin en büyüğüdür. Böyle bir insana ne söyleyebiliriz? 'Bak, dinle beni lütfen' desek, zaten herkes konuşuyor. Artık aklına hitap ederek, ikna etmeye, telkin ve teskin etmeye çalışarak değil; yakasına yapışıp sarsarak 'Kendine gel!' denilecek bir seviyedeyiz sanki. Peki, bunun dili ne? Bunun dili şiir olabilir."
Programın sonunda TYB Konya Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu, Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Oktay Sarı, Basın İlan Kurumu Adana Bölge Müdürü Yazar Çetin Oranlı ile Basın İlan Kurumu Konya Bölge Müdürü Halil İbrahim Parlak ve Prof. Dr. Murat Ak tarafından, konuşmacı Dr. Olcay Kocatürk’e katılım beratı ve TYB Konya Şubesi yayınlarından bir takım takdim edildi. Program, toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.



