SELÇUK ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİ MEVLEVİLİK ADABINI MEVLÂNA’NIN TORUNU ÇELEBİ’DEN DİNLEDİ


Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen “Öğrenci Buluşmaları” etkinliğinde, Hz. Mevlâna’nın 22. kuşak torunu Dr. hc. Esin Çelebi Bayru öğrencilerle bir araya geldi. Mevlâna’nın düşünce dünyası, Mevlevilik adabı ve sema geleneğinin konuşulduğu söyleşide Çelebi Bayru, Mevlevi kültürünün doğru anlaşılması ve gelecek nesillere aktarılmasının önemini vurguladı. Çelebi Bayru ayrıca, Konya’da hayata geçirmeyi hedeflediği “Mevlâna Kültür Köyü” projesini de anlattı.

Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırmaları Enstitüsü tarafından 2026-2027 Akademik Yılı’nda başlatılan “Öğrenci Buluşmaları” etkinliğinin bu ayki konuğu, Uluslararası Mevlâna Vakfı Başkan Vekili ve Hz. Mevlâna’nın 22. kuşak torunu Dr. hc. Esin Çelebi Bayru oldu.

Enstitünün Mevlâna ve Mevlevilik Araştırmaları Ana Bilim Dalı bünyesinde eğitim gören yüksek lisans öğrencilerine yönelik düzenlenen “Hz. Mevlâna ve Mevlevilik Adabı” konulu söyleşide Çelebi Bayru, Mevlâna’nın düşünce dünyasını, Mevlevi kültürünü ve asırlardır yaşatılan gelenekleri anlattı.

“SEMA SADECE BİR DÖNME HAREKETİ DEĞİLDİR”

Mevlâna’nın öğretilerinin 800 yıldır farklı alanlarda insanlığa ışık tuttuğunu belirten Çelebi Bayru, Mevlevilik denildiğinde ilk akla gelen semanın yalnızca bir dönme hareketinden ibaret olmadığını söyledi.

Semanın musikiyle bütünleşerek ruha hitap eden manevi bir anlam kazandığını ifade eden Çelebi Bayru, “Mevlevi denince akla sema geliyor. Sema bir semboldür. Musiki ile bütünleşen bir dönme hareketinin ruha hitap eder hale gelmesidir. Sema töreni ifadesi daha çok kullanılıyor ama doğrusu mukabeledir. Sema bir zikirdir ve semazenler mukabele sırasında ‘Allah’ zikrini çekerler. Tüm hareketlerden kıyafetlere kadar her detayın Mevlevi geleneğinde bir manası var. Örneğin semahane dünyayı temsil eder, kırmızı post ise Mevlâna’yı” dedi.

Birçok kişinin sema öğrenmek istediğini dile getirdiğini belirten Çelebi Bayru, öncelikle Mevlevi kültürünün ve geleneklerinin öğrenilmesi gerektiğine dikkat çekerek, bu değerlerin günlük yaşamda içselleştirilmesinin önemini vurguladı.

HAYALİ KONYA’DA MEVLÂNA KÜLTÜR KÖYÜ KURMAK

Konya’da Mevlâna Kültür Köyü kurma hayalinin yaklaşık 15 yıldır devam ettiğini belirten Çelebi Bayru, projenin hayata geçirilmesi halinde Mevlevi kültürünün daha yakından tanıtılabileceğini söyledi.

Çelebi Bayru, “Konya’da bir tatil köyü mantığında, gelen misafirlerin konaklayabilecekleri, aynı zamanda Mevlevi kültür ve geleneğinin ögelerinin işin uzmanları tarafından birebir anlatıldığı, musiki ve geleneksel sanatların icra edildiği, içerisinde ibadet ve tefekkürün de yapılabildiği bir köy hayal ediyorum. Selçuk Üniversitemizde Mevlana Araştırmaları Enstitüsü de bu projeye çok önemli katkılar sunabilir. Umarım bu hayalimi gerçekleştirmek nasip olur” ifadelerini kullandı.

“MEVLÂNA GELİNCE BABASI AYAĞA KALKMADI”

Mevlâna ve Mevlevilik geleneğiyle ilgili yanlış bilinen bazı konulara da açıklık getiren Çelebi Bayru, özellikle türbe ziyaretlerinde anlatılan bazı rivayetlerin doğru bilgilerle değiştirilmesi gerektiğini belirtti.

Mevlâna’nın türbeye defni sırasında babası Bahaeddin Veled’in sandukasının ayağa kalktığı yönündeki anlatımın gerçeği yansıtmadığını ifade eden Çelebi Bayru, “Babası döneminde Sultânü’l-Ulemâ (Âlimler Sultanı) olarak anılır. Kendisiyle muhakkak iftihar etmiştir ancak sandukanın ayağa kalkma söylemi tamamen hurafedir. Bizim inancımızda da geleneğimizde de böyle bir şey yoktur. Bunların insanlara doğru anlatılması gerekiyor” diye konuştu.

Öğrencilerin ilgiyle takip ettiği söyleşi, Enstitü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Tarhan’ın Esin Çelebi Bayru’ya teşekkür belgesi takdim etmesiyle sona erdi.