EMEKLİLİKTE PSİKOLOJİK HAZIRLIK DA EN AZ EKONOMİK HAZIRLIK KADAR ÖNEMLİ!
Emekliliğin yalnızca ekonomik değil, psikolojik açıdan da hazırlık gerektirdiğini belirten uzmanlar, çalışma hayatının sona ermesiyle birlikte kişilerin kimlik algısında, sosyal ilişkilerinde ve günlük yaşam düzeninde önemli değişiklikler yaşanabileceğine dikkat çekiyor.
Emeklilikle birlikte beklenen rahatlamanın zaman zaman boşluk ve değersizlik hissine dönüşebildiğini belirten Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, bu dönemin herkes için mutsuzluk veya depresyon anlamına gelmediğini vurguladı. Beyaz, emeklilik sürecine uyum sağlamada aile içindeki beklentilerin konuşulmasının, kişisel sınırların korunmasının ve yeni bir günlük düzen oluşturulmasının önemine işaret etti.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, emeklilik sonrasında karşılaşılabilecek psikolojik sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
EMEKLİLİK, KİŞİNİN KENDİNİ YENİDEN TANIMLAMASINI GEREKTİREBİLİR
Emeklilik planlarının çoğunlukla maaş, birikim, seyahat ve dinlenme gibi ekonomik ve sosyal beklentiler üzerinden yapıldığını belirten Beyaz, çalışma hayatından ayrılmanın kişinin kendisini tanımlama biçimini de değiştirebildiğini söyledi.
Çalışma hayatının yalnızca gelir sağlamadığını, aynı zamanda aidiyet, sorumluluk ve sosyal ilişkiler oluşturduğunu ifade eden Beyaz, yıllarca mesleğiyle özdeşleşen kişilerin emeklilik sonrasında “Ben şimdi kimim?” sorusuyla karşılaşabildiğini kaydetti. Bu süreçte arkadaşlıkların, kişisel ilgi alanlarının, değerlerin ve yaşam deneyimlerinin meslek dışında da önemli bir kimlik oluşturduğunun fark edilmesi gerektiğini vurguladı.
BEKLENEN RAHATLAMA, YERİNİ BOŞLUK HİSSİNE BIRAKABİLİYOR
Yoğun çalışma temposunun ardından dinlenmenin başlangıçta rahatlatıcı olabildiğini belirten Beyaz, zamanla günlerin birbirine benzemesinin ve alışılmış sorumlulukların azalmasının bazı kişilerde boşluk hissi oluşturabileceğini dile getirdi.
Kişilerin yalnızca işlerini değil, işin sağladığı düzeni, insanlarla iletişimi ve bir yere ait olma duygusunu da özleyebildiğini belirten Beyaz, bu ihtiyaçların fark edilmesinin yeni yaşam düzeninin oluşturulmasında yol gösterici olduğunu ifade etti.
EMEKLİLİK HERKES İÇİN BİR KRİZ ANLAMINA GELMİYOR
Emekliliğin yalnızca kayıplar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Beyaz, bu dönemin iş baskısının azalması, sevdiklerine daha fazla zaman ayırma ve ertelenen ilgi alanlarına yönelme fırsatı da sunabildiğini söyledi.
Emekliliğin bazı kişiler için yaşam kalitesini artıran ve kişinin kendi zamanını yönetmesine imkân sağlayan bir değişim olduğunu kaydeden Beyaz, önemli olanın kişinin bu geçiş sürecini nasıl yaşadığı olduğunu vurguladı.
EMEKLİLİKTE KİŞİNİN DEĞERİ, YAPTIĞI İŞLE ÖLÇÜLMEMELİ
Çalışma hayatında sürekli görüşü alınan, karar veren veya sorun çözen kişilerin emeklilik sonrasında daha az aranmayı değersizlik duygusuyla ilişkilendirebildiğine dikkat çeken Beyaz, kişinin iş hayatından ayrılmasının bilgi birikimini ve toplumsal değerini kaybettiği anlamına gelmediğini belirtti.
Deneyim paylaşmanın, gençlere yol göstermenin, yeni şeyler öğrenmenin ve gönüllü çalışmalara katılmanın da anlamlı katkılar sunduğunu ifade eden Beyaz, kişinin kendi değerini yalnızca yaptığı işlerle ölçmemesi gerektiğini söyledi.
EMEKLİ OLMAK, HER AN MÜSAİT OLMAK ANLAMINA GELMİYOR
Emeklilikle birlikte günlük yaşamın kişinin kendi tercihleri doğrultusunda şekillenmeye başladığını belirten Beyaz, uyku, yemek, hareket, dinlenme ve sosyal görüşmeler için yeni bir düzen oluşturulmasının yararlı olacağını kaydetti.
Aile içindeki alışkanlıkların da bu süreçte değişebildiğini ifade eden Beyaz, eşlerin emeklilikten farklı beklentilere sahip olabileceğini, bir tarafın sürekli birlikte vakit geçirmek isterken diğer tarafın kişisel alışkanlıklarını sürdürmek isteyebileceğini söyledi.
Özellikle emekli olan kişilerden torun bakımında sürekli sorumluluk almalarının beklenebildiğine dikkat çeken Beyaz, emekli olmanın kişinin her an müsait olduğu anlamına gelmediğini vurguladı. Aile içinde beklentilerin açıkça konuşulması, kişisel alanların korunması ve karşılıklı anlayışın geliştirilmesinin uyum sürecini kolaylaştıracağını belirtti.
HER MUTSUZLUK DEPRESYON DEĞİL, HER BELİRTİ DE ALIŞMA SÜRECİ SAYILMAMALI
Emeklilik sonrasında zaman zaman üzülmenin, eski düzeni özlemenin veya kararsızlık yaşamanın doğal olabileceğini belirten Beyaz, kalıcı isteksizlik, belirgin ilgi kaybı, yoğun umutsuzluk, sosyal hayattan uzaklaşma ve günlük işlerin aksaması gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
Emeklilik sonrasında yaşanan her sıkıntının depresyon olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını ifade eden Beyaz, belirtilerin devam etmesi, artması veya günlük yaşamı etkilemesi durumunda profesyonel destek alınması gerektiği uyarısında bulundu.
EMEKLİLİK PLANINA PSİKOLOJİK HAZIRLIK DA EKLENMELİ
Emeklilik öncesinde iş dışındaki sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi, kişisel ilgi alanlarına zaman ayrılması ve aile içindeki beklentilerin konuşulmasının sürece hazırlık sağlayacağını belirten Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, emeklilik hazırlığının yalnızca bütçe hesabından ibaret olmadığını vurguladı.
Beyaz, kişilerin emeklilik sonrasında kimlerle görüşmek istediklerini, hangi alanlara zaman ayıracaklarını ve günlük yaşamlarına nasıl anlam katacaklarını da düşünmeleri gerektiğini belirterek, küçük adımlarla ilerlemenin ve ihtiyaçlara göre planı değiştirebilmenin daha sağlıklı bir geçiş sağlayacağını ifade etti.



