ŞİDDET VE SUÇ GENETİK Mİ? UZMANINDAN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMA: DOĞUŞTAN SUÇLU YOK!
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şiddet ve suç davranışlarının genetik boyutuna ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Genetik araştırmaların saldırganlık eğilimi üzerinde etkili olabilecek bazı faktörleri ortaya koyduğunu belirten Tarhan, “Saldırganlık eğilimiyle ilgili gen var fakat doğuştan suçlu yok. Doğuştan psikopat yok” dedi. Tarhan, şiddetin önlenmesinde empati, özdenetim, ahlaki eğitim ve aile içi davranışların önemine dikkat çekti.
MEDYA ŞİDDETİ NORMALLEŞTİREBİLİYOR
IPSOS'un 29 ülkede gerçekleştirdiği araştırmalara dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, şiddetin istatistiksel olarak da arttığını belirtti. Medyada şiddet görüntülerinin sürekli tekrarlanmasının toplumda duyarsızlaşmaya yol açabildiğini ifade eden Tarhan, bazı kişilerin şiddeti örnek aldığını, bazılarının ise korku ve kaçınma davranışı geliştirdiğini söyledi.
Günümüzde en fazla artış gösteren şiddet türünün sosyal şiddet olduğunu belirten Tarhan, empati eksikliği, alkol ve madde bağımlılığının şiddet davranışlarını artırabildiğini kaydetti.
UTANMA DUYGUSU ZAYIFLADIKÇA SALDIRGANLIK ARTIYOR
Şiddetin yalnızca bireysel değil, kültürel bir mesele olduğunu da vurgulayan Tarhan, utanma duygusunun zayıfladığı toplumlarda saygının azaldığını ifade etti.
Çocukların başkalarının haklarını ve eşyalarını önemsememeyi normal görmeye başlamasının toplumsal açıdan tehlikeli olduğuna işaret eden Tarhan, empati ve utanma duygusunun zayıflamasıyla saldırganlığın artabileceğini dile getirdi.
Toplumsal çözülmenin temelinde benmerkezcilik ve duyarsızlığın bulunduğunu belirten Tarhan, “Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma” ilkesinin yeniden önem kazanması gerektiğini söyledi.
BEYNİN ALGORİTMASI YENİDEN YAZILABİLİR
Şiddet eğilimlerinin değiştirilebileceğini belirten Prof. Dr. Tarhan, beynin epigenetik ve nöroplastik yapısına dikkat çekti.
Bir düşüncenin duygu ile birleştiğinde inanca, tekrarlandığında alışkanlığa ve zamanla kişilik özelliğine dönüşebileceğini ifade eden Tarhan, yanlış düşünce kalıplarının değiştirilebileceğini kaydetti.
Alternatif düşünme teknikleri, zihinsel esneklik ve stresle başa çıkma yöntemlerinin şiddet eğilimlerini dönüştürmede etkili olabileceğini belirten Tarhan, beynin yeni deneyimlerle aktif tutulması gerektiğini söyledi.
ŞİDDETİN ARKASINDA DEPRESYON VE STRES DE VAR
Erkek şiddetinin önemli bir bölümünün klinik sorunlarla bağlantılı olabileceğini ifade eden Tarhan, bazı erkeklerin depresyon belirtilerini öfke yoluyla dışa vurabildiğini belirtti.
Küresel ölçekte artan stresin insanların sürekli tehdit altında hissetmesine neden olduğunu kaydeden Tarhan, bu durumun şiddet ve intihar riskini artırabildiğini söyledi.
Özellikle gençler arasındaki intihar vakalarına dikkat çeken Tarhan, bunun dünya genelinde önemli bir alarm olduğunu vurguladı.
GENLER SUÇU DEĞİL, YATKINLIĞI ETKİLİYOR
Şiddetin genetik yönüne ilişkin araştırmaları değerlendiren Tarhan, saldırganlık eğilimiyle bağlantılı bazı genlerin bulunduğunu ancak bunun kişinin mutlaka suça yöneleceği anlamına gelmediğini ifade etti.
Dopamin ve COMT geninin önemine değinen Tarhan, bazı genetik özelliklerin saldırganlık eğilimini etkileyebileceğini ancak çevresel faktörlerin ve kişinin tercihinin de belirleyici olduğunu söyledi.
Benzer genetik özelliklere sahip iki kardeşten birinin bilim insanı, diğerinin ise suça yönelen bir kişi olabileceğini belirten Tarhan, “Genler bir sermayedir; onu iyi ya da kötü kullanmak kişinin özgür iradesiyle ilgilidir” dedi.
Çocuklukta öğrenilen şiddet davranışlarının değiştirilebileceğini de vurgulayan Tarhan, geçmişte şiddete maruz kalmanın şiddet uygulamak için gerekçe olamayacağını ifade etti.
NARSİSTİK KİŞİLİKLERDE ŞİDDET RİSKİNE DİKKAT
Şiddetin yalnızca fiziksel saldırıdan ibaret olmadığını belirten Tarhan; tehdit, mobbing ve ekonomik baskının da şiddet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Antisosyal, narsistik, borderline ve histriyonik kişilik özelliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tarhan, bazı kişilik örüntülerinin şiddet davranışları açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekti.
AHLAKİ EĞİTİM ANAOKULUNDA BAŞLAMALI
Şiddetin önlenmesinde erken yaşta verilecek eğitimin önemine değinen Tarhan, çocuklara ahlaki akıl yürütme becerisinin kazandırılması gerektiğini belirtti.
Bu becerinin kendiliğinden gelişmediğini ifade eden Tarhan, çocukların küçük yaşlardan itibaren empati kurmayı, başkalarının haklarına saygı göstermeyi ve davranışlarının sonuçlarını değerlendirmeyi öğrenmesi gerektiğini söyledi.
KÖTÜLÜK YAPMAKTAN ZEVK ALANLARIN SAYISI ARTIYOR
Toplumda empati, saygı ve nezaketin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Akran zorbalığı” kavramının karşısında “akran nezaketi” ve “akran iyiliği” anlayışının öne çıkarılması gerektiğini ifade etti.
İyilik yapmayı yaşamının merkezine alan insanların daha olumlu davranışlar geliştireceğini belirten Tarhan, “İyilik yapmaktan zevk alan bir kişiden kötülük beklenmez. Ne yazık ki günümüzde kötülük yapmaktan zevk alan kişilerin sayısında artış görülüyor” dedi.
Pandemi sonrasında psikiyatrik sorunların belirgin biçimde arttığını da dile getiren Tarhan, ekonomik sorunlar, madde kullanımı ve yoğun stresin öfkeyi tetikleyebildiğini kaydetti.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şiddetin önlenebilmesi için bireysel ve toplumsal düzeyde özbilinç, özdenetim, empati ve alternatif düşünme becerilerinin geliştirilmesi gerektiğini belirterek, “Şiddetin biyolojik, psikolojik, sosyal ve kültürel boyutlarını anlamadan çözüm üretilemez” mesajını verdi.



